HİKAYE

Sonder

(i.) her yabancının, tıpkı seninki kadar canlı ve karmaşık bir iç dünyası olduğunu fark etme anı.

İronik ama, her şey bir yabancıyla başladı.

Yarım kulak bir radyo programı dinliyordum. Bir kadın aklımda kalan bir şey söyledi: her date'ten sonra küçük bir defter çıkarıp olan biten her şeyi karalıyormuş — ne konuşulduğunu, ne hissettiğini, kaybetmek istemediği detayları.

Ve düşündüm: işte bu. İlişkilerinin günlüğü — flörtler, dostluklar, ailen, hayatına giren herkes — bir şey olur olmaz anında uzanabileceğin türden. Oturup yapılan bir ritüel değil. Öylece orada olan bir şey.

"Bir günlük ancak güvenliyse işe yarar."

Sonra yapmaya başladım. Ve duramadım.

Önce bariz kısım: her şeyi, her an yaz, ruh halini işaretle. Sonra dank etti — ilişkilerimizin yarısı artık sohbet pencerelerinde geçiyor. Bir OCR ekledim: bir konuşmanın ekran görüntüsünü al, Sonder onu saklayabileceğin bir metne çevirsin. Aylar sonra o görüntüdeki tek bir kelimeyi ara, o gün bütün olarak geri gelsin.

Bir şey daha: insanlar hayatlarını buraya dökecekse, bunu yalnız yapmasınlar. Sonder AI'ı ekledim — günlüğünü gerçekten okuyan, sana cevap veren bir sırdaş. Dinler, örüntüleri görür, haftanı nazik bir özetle geri verir. Tüm bu süre seni dinlemiş bir arkadaşa yazar gibi.

Ama asıl önemsediğim kısım şu.

Bir günlük ancak güvenliyse işe yarar. Başkasının okuyabileceğinden şüphelendiğin an ona yalan söylersin — ve yalan söylediğin bir günlük hiçbir işe yaramaz. O yüzden bozmayacağım iki söz verdim: verin asla satılmaz, yazdıkların asla bir AI'ı eğitmek için kullanılmaz. Sana ait olan, sana kalır.

Sonder, production'a kadar götüreceğim ilk ürün — ve açıkçası uzun zamandır yapmak istediğim şey buydu. Gerçek insanların ilişkilerini ve kendilerini anlamlandırmasına yardım eden bir şey. Sessizce, güvenle, kendi şartlarında.

Şu an son test aşamasında. Az kaldı.